20 Ağustos 2023 Pazar

İş cinayetlerinin sonu gelmiyor. Ağustos ayı bitmeden 119 işçi çalışırken hayatını kaybetti.

 

cinayet

İş cinayetlerinin sonu gelmiyor. Ağustos ayı bitmeden 119 işçi çalışırken hayatını kaybetti. İSİG Meclisi’nden Turan, emekçilerin kötü çalışma koşullarına dikkat çekti. Ülkede iş cinayetlerinin ardı arkası kesilmiyor. Neredeyse her gün en az bir işçi yaşamını yitiriyor. Bu ay henüz sona ermedi ancak kara bir leke gibi tarihe geçti. Ağustos ayının ilk 20 gününde ülkede en az 119 işçi çalışırken öldü. 


Bu yılın neredeyse ilk 8 ayında hayatını kaybeden işçi sayısı ise en az 1.190 oldu. Ülkede yaşanan iş cinayetlerinin sebeplerini değerlendiren İSİG Meclisi İstanbul Koordinasyonu Üyesi Gökhan Turan, çalışma koşullarının kötü olduğuna ve bu nedenle sürekli cinayetlerin meydana geldiğine dikkat çekti. İş cinayetlerinin takibinin yapılması gerektiğine 


değinen Turan, “Tarım işçilerinin durumu kötü, bunun yanında çocuk işçiliği artıyor. Ayrıca göçmen işçiler büyükşehirlere sürülüyor. İşverenler tarafından hızlı şekilde iş bilmeyen, ara eleman olarak alınan ekipler inşaat sektöründe çalışmak durumunda kalıyor. Bu da kazaların olmasını sağlayan ana unsurlardan biri” ded i.

Share:

19 Ağustos 2023 Cumartesi

İstanbul’da 1,5 milyon bağımsız birim çok riskli görünüyor

 

İstanbul

Olası İstanbul depremine ilişkin değerlendirmelerde bulunan Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanı Özhaseki, İstanbul'da 1,5 milyon bağımsız birimin çok riskli göründüğüne dikkati çekti, 600 bin konutun çok hızlı bir şekilde dönüşmesi gerektiğini vurguladı. Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanı Mehmet Özhaseki, "İstanbul'da 5.8 milyon bağımsız birim var. 1,5 milyon bağımsız birim çok riskli gözüküyor. 600 bini ilk etapta yıkılacak konutlar olarak önümüzde duruyor. Doğrusu bu büyük bir rakam. 600 bin konutun çok hızlı bir şekilde dönüşmesi gerekiyor. 


Deprem gelip onları yıkmadan bizler güvenli hale getirebilirsek sorumluluğumuzu yerine getirmiş oluruz diye düşünüyorum" dedi. Çeşitli temaslarda bulunmak üzere Kayseri'de bulunan Bakan Özhaseki, şehirde görev yapan gazetecilerle bir araya geldi. Burada açıklamalarda bulunan Özhaseki, olası İstanbul depremi ile ilgili de değerlendirmelerde bulundu. Partisi yaklaşık 21 yıldır iktidarda olan Özhaseki, İstanbul'un dünyadaki deprem riski olan en büyük 10 şehirden biri olduğunu kaydederek tedbirlerin bir an önce alınması gerektiğini vurguladı. Deprem gelmeden hazırlık yapılması gerektiğinin altını çizdi. 


Özhaseki, şu ifadeleri kullandı: Bir şehri depreme hazırlarsanız bir birim harcıyorsunuz, deprem olmuş hasarları giderelim diye hazırlarsanız 7 misli harcama yapıyorsunuz. O zaman doğrusu; bir an önce deprem gelmeden hazırlık yapmanız. İstanbul'umuz da tüm bilim adamlarının kabulüne göre dünyadaki 10 en büyük deprem riski şehirlerden birisi olarak gözüküyor. Onun içindir ki bizim bir an önce tedbirimizi alıp takdiri Allah'a bırakmamız icap ediyor. Bunu bir an önce yapmamız gerekiyor. 

Share:

18 Ağustos 2023 Cuma

Enflasyon beklentisinde rekor artış

 

Enflasyon

Merkez Bankası tarafından gerçekleştirilen piyasa katılımcıları anketinde 12 ay sonrası enflasyon beklentisi bir önceki ankete göre 8,8 puanla anket tarihinin rekor düzeltmesini gördü. Piyasa katılımcıları anketinde yıl sonu enflasyon tahmini yüzde 59,46'ya yükseldi. Ankette yıl sonu dolar/TL tahmini de 29,82'ye çıktı. Enflasyon beklentisinde rekor artış


Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası'nın (TCMB) ağustos ayı piyasa katılımcıları anketine göre, enflasyon beklentisi rekor seviyede arttı. 2023 yılı Ağustos ayı Piyasa Katılımcıları Anketi, reel sektör ve finansal sektör temsilcileri ile profesyonellerden oluşan 40 katılımcı tarafından yanıtlanmış ve sonuçlar katılımcıların yanıtları


 toplulaştırılarak değerlendirildi. Katılımcıların cari yıl sonu tüketici enflasyonu (TÜFE) beklentisi bir önceki anket döneminde yüzde 43,82 iken, bu anket döneminde yüzde 59,46 oldu.

Share:

17 Ağustos 2023 Perşembe

Yılın 2. çeyreğinde geniş tanımlı işsizlik yükseldi

 

işsizlik

TÜİK’in yayınladığı işgücü verilerine göre, potansiyel işgücü ve işsizlerden oluşan atıl işgücü oranı 2023 yılı II. çeyreğinde bir önceki çeyreğe göre 1 puanlık artış ile yüzde 23,5 oldu. 15-24 yaş grubunu kapsayan genç nüfusta işsizlik oranı bir önceki çeyreğe göre 1,2 puanlık azalış ile yüzde 18,3 oldu. Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK), nisan-haziran dönemine ilişkin iş gücü istatistiklerini açıkladı. TÜİK'e göre, zamana bağlı eksik istihdam, potansiyel işgücü ve işsizlerden oluşan atıl işgücü oranı 2023 yılı II. çeyreğinde bir önceki çeyreğe göre 1 puanlık artış ile yüzde 23,5 oldu. Verilere göre, 2023'ün ikinci çeyreğinde bir önceki çeyreğe göre 0,3 puan azalışla yüzde 9,7 oldu. 


Bu dönemde işsiz sayısı 3 milyon 400 bin kişiye geriledi. Türkiye genelinde 15 ve daha yukarı yaştaki kişilerde mevsim etkisinden arındırılmış işsiz sayısı, bu yılın ikinci çeyreğinde bir önceki çeyreğe göre 73 bin kişi azalarak 3 milyon 400 bin kişi oldu. İşsizlik oranı, ikinci çeyrekte geçen yılın aynı dönemine göre 1 puan azaldı. Aynı dönemde 15-24 yaş grubunu kapsayan genç nüfusta mevsim etkisinden arındırılmış işsizlik oranı 1,2 puan azalışla yüzde 18,3 oldu. Bu yaş grubunda işsizlik oranı erkeklerde yüzde 15,1, kadınlarda ise yüzde 24,1 olarak tahmin edildi. İstihdam edilenlerden referans döneminde işbaşında olanların, 


mevsim ve takvim etkilerinden arındırılmış haftalık ortalama fiili çalışma süresi 2023 yılı II. çeyreğinde bir önceki çeyreğe göre 0,4 saat azalarak 44,3 saat olarak gerçekleşti. Mevsim etkisinden arındırılmış istihdam edilenlerin sayısı 2023 yılı II. çeyreğinde bir önceki çeyreğe göre sanayi sektöründe 8 bin kişi azalırken, tarım sektöründe 10 bin kişi, inşaat sektöründe 28 bin kişi, hizmet sektöründe 121 bin kişi arttı. İstihdam edilenlerin %14,7'si tarım, %21,7'si sanayi, %6,3'ü inşaat, %57,4'ü ise hizmet sektöründe yer aldı.

Share:

15 Ağustos 2023 Salı

Ölümler 20 yılda 13 kat arttı: Emekçiye yaşama şansı vermediler

 

Emekçi

Son yirmi yılda artan konut ölümleri, acilen dikkat edilmesi gereken ciddi bir endişe kaynağıdır. İstatistikler şok edici bir gerçeği ortaya koyuyor: konut ölümleri son 20 yılda 13 kat arttı. Bu endişe verici eğilim, yalnızca işyeri güvenlik önlemlerindeki başarısızlıkları vurgulamakla kalmıyor, aynı zamanda insan hayatına verdiğimiz değer hakkında soru işaretleri uyandırıyor. İnşaat şantiyelerinde yaşayan işçileri tanımlamak için kullanılan bir terim olan konut, inşaat sektörünün ayrılmaz bir parçasıdır. 


Bu işçiler genellikle ailelerini desteklemek için kentsel alanlarda iş fırsatları arayan, yoksul bir geçmişe sahiptir. Ancak, yaşam koşulları ve güvenlik standartları genellikle ihmal edilir ve bu da trajik sonuçlara yol açar. Konut ölümlerindeki artışın başlıca nedenlerinden biri şantiyelerde uygun altyapı ve güvenlik düzenlemelerinin olmamasıdır. Konut konutları genellikle sıkışık, kötü inşa edilmiş ve uygun havalandırma ve yangın güvenliği önlemleri gibi temel olanaklardan yoksundur. 


Yetersiz eğitim ve işçiler arasındaki farkındalık eksikliği de yüksek sayıda kaza ve ölüme katkıda bulunur. İnşaat sektörünün, özellikle gelişmekte olan ülkelerdeki hızlı büyümesi, projeleri katı son tarihler içinde tamamlamaları için işçiler üzerinde büyük bir baskı oluşturdu. Bu genellikle güvenlik standartlarının tehlikeye atılmasına ve inşaat uygulamalarında kestirme yollara yol açar. Kâr marjları tarafından yönlendirilen işverenler, işçi refahından çok üretkenliğe öncelik verme eğiliminde, bu da kaza ve ölüm riskini daha da artırıyor. 


Ayrıca, inşaat sektöründeki taşeronluk ve dış kaynak kullanımının yaygınlığı karmaşık bir sorumluluk ağı yaratarak, konut ölümlerinden sorumlu tutulmayı zorlaştırıyor. Net bir emir komuta zincirinin olmaması ve iş gücünün parçalanmış doğası, güvenlik standartlarının etkili bir şekilde düzenlenmesini ve uygulanmasını engellemektedir. Bu konut ölümlerinin sonuçları, ani can kayıplarının ötesine geçiyor. 


Aileler perişan, sevdiklerinin maddi ve manevi desteğinden mahrum bırakılıyor. Dahası, hayatta kalan işçiler üzerindeki psikolojik etki uzun süreli olabilir ve kaygı, depresyon ve travma sonrası stres bozukluğuna yol açabilir. Bu acil sorunu çözmek için hükümetler, inşaat şirketleri ve ilgili paydaşlar derhal harekete geçmelidir. İnşaat sahalarında sıkı güvenlik düzenlemelerinin güçlendirilmesi ve uygulanması büyük önem taşımaktadır. İşçileri potansiyel tehlikeler ve bunların nasıl azaltılacağı konusunda eğitmek için yeterli eğitim programları oluşturulmalıdır. Güvenlik standartlarına uyumu sağlamak için düzenli teftişler ve denetimler yapılmalıdır. 


İnşaat şirketleri, işçi güvenliğine ve refahına kardan daha çok öncelik vermelidir. Bu, yeterli sanitasyon tesislerine sahip geniş ve iyi havalandırılan konutlar da dahil olmak üzere, konut çalışanları için uygun konut tesislerinin sağlanmasını gerektirir. İşverenler ayrıca kaza riskini en aza indirmek için kask, emniyet kemeri ve koruyucu donanım gibi güvenlik ekipmanlarına yatırım yapmalıdır. 

Share:

Etiketler

blog Arşivi