6 Temmuz 2023 Perşembe

Merkez Bankası raporu: Gıda fiyatları ortalamanın üzerinde yükseldi

 

Gıda fiyatları

TCMB'nin Aylık Fiyat Gelişmeleri Raporu'na göre, haziranda yıllık enflasyon enerji ve hizmet gruplarında gerilerken, düşüşe en belirgin katkı 1,76 puanla enerjiden geldi. Kira aylık artışı yüzde 5,80 ile bu dönemde de yüksek seyrini sürdürürdü. Gıda fiyatları, taze meyve ve sebze grubu öncülüğünde, tarihsel haziran ayı ortalamasının üzerinde yükseldi. Türkiye İstatistik Kurumu'nun (TÜİK) haziran ayında Tüketici Fiyat Endeksi'nin (TÜFE) aylık yüzde 3,92 arttığını ve yıllık bazda yüzde 38,21 olduğunu açıklamasının ardından 


Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası'nın (TCMB) Fiyat Gelişmeleri Raporu da yayımlandı. Rapora göre, bu dönemde yıllık enflasyon enerji ve hizmet gruplarında gerilerken, diğer gruplarda yükseldi. Aylık bazda incelendiğinde, enerji başta olmak üzere alt gruplar genelinde yüksek artışlar kaydedildi. Enerji grubu fiyatlarındaki artışı döviz kuru gelişmelerinin etkisiyle yükselen akaryakıt kalemi sürükledi. Temel mal grubu enflasyonundaki yükselişte, kur geçişkenliği yüksek ve hızlı olan dayanıklı tüketim malları belirleyici olurken, 


hizmet grubu fiyatlarındaki aylık artış önceki aya kıyasla zayıflamakla beraber özellikle kirada güçlü seyrini korudu. Gıda fiyatları, taze meyve ve sebze grubu öncülüğünde, tarihsel haziran ayı ortalamasının üzerinde yükseldi. Üretici fiyatları döviz kuru gelişmelerinin etkisiyle son sekiz ayın en yüksek aylık artışını gösterirken bu görünüm altında, mevsimsellikten arındırılmış verilerle aylık artış oranı B ve C göstergelerinde bir önceki aya kıyasla yükseldi. Yıllık enflasyon B göstergesinde gerilerken C göstergesinde artış kaydetti.

Share:

3 Temmuz 2023 Pazartesi

Yıllık enflasyon haziran ayında yüzde 108,58 oldu

 

enflasyon

Enflasyon, ekonomik bir değişken olan fiyatlar genel düzeyinin sürekli bir artışını ifade eder. Bu yazıda, enflasyonun yıllık olarak ölçüldüğü ve önemli bir ekonomik gösterge olan yıllık enflasyonun ne olduğunu ve nasıl hesaplandığını ele alacağız. Yıllık Enflasyon Nedir? Yıllık enflasyon, fiyatların bir yıl içindeki artış oranını ifade eder. Genellikle bir önceki yılın aynı dönemiyle karşılaştırılarak hesaplanır. Yıllık enflasyon, bir ülkenin ekonomik durumunu ve fiyat seviyelerindeki değişiklikleri değerlendirmek için kullanılan önemli bir göstergedir. Yıllık Enflasyon Nasıl Hesaplanır? Yıllık enflasyon hesaplanırken genellikle tüketici fiyatları endeksi (TÜFE) kullanılır. 


TÜFE, belirli bir sepete dahil edilen mal ve hizmetlerin fiyatlarının ağırlıklı bir ortalamasıdır. Bir yıl boyunca her ayın TÜFE değeri belirlenir ve bu değerlerin ortalaması alınarak yıllık enflasyon oranı hesaplanır. Yıllık Enflasyonun Ekonomiye Etkileri Yüksek yıllık enflasyon, mal ve hizmetlerin fiyatlarının hızla yükseldiği anlamına gelir. Bu durum, tüketicilerin satın alma gücünü azaltır ve ekonomik belirsizliklere neden olabilir. Ayrıca, işletmeler ve yatırımcılar için de istikrarsız bir ortam yaratır ve ekonomik büyümeyi olumsuz etkileyebilir. Yıllık enflasyon, 


bir ülkenin ekonomik sağlığını ölçmek ve değerlendirmek için önemli bir göstergedir. Yüksek enflasyon, ekonomik güveni zedelerken, düşük enflasyon genellikle istikrarı gösterir. Ekonomi politikaları, enflasyonu kontrol altında tutmak ve sürdürülebilir bir ekonomik büyüme sağlamak için önemlidir. Yıllık enflasyon, ekonomik bir gösterge olarak fiyat seviyelerindeki değişiklikleri ölçer. Tüketiciler, işletmeler ve hükümetler için önemli bir etkiye sahip olabilir. Enflasyonu kontrol altında tutmak, ekonomik istikrarı sağlamak ve tüm paydaşların refahını korumak için politika yapıcılar tarafından dikkate alınmalıdır. 

Share:

26 Haziran 2023 Pazartesi

AKP'nin çiftliği KİT'ler batakta

 

AKP

AKP iktidarının çiftliğine dönüşen Kamu İktisadi Teşebbüsleri’nin (KİT) 2019'da 3,5 milyar TL olan Hazine borcu nisan ayı itibarıyla 6,8 milyar TL’ye fırladı. TCDD, TEİAŞ, BOTAŞ en borçlu KİT’ler arasında yer aldı. AKP iktidarında kötü yönetim ve liyakatsiz görevlendirmeler nedeniyle mali yapıları bozulan Kamu İktisadi Teşebbüsleri’nin (KİT) Hazine’ye olan borçlarında çarpıcı artış yaşandı. Yönetim kadrosunda yer alan isimler itibarıyla “AKP’nin arka bahçesi haline getirildi” eleştirilerinin yöneltildiği TCDD, en fazla Hazine borcu olan KİT oldu. 


Yalnızca TCDD’nin borcu, dört KİT’in toplam Hazine borcunun yüzde 87’sini oluşturdu. Hazine borcu olan KİT’ler listesinde ilk sırada yer alan TCDD’nin 5,9 milyar TL’lik borcunun 2,8 milyar TL’sinin vadesinin geçtiği belirtildi. Hazine ve Maliye Bakanlığı, 31 Mart itibarıyla Hazine Alacak Stoku verilerini açıkladı. Veriler, KİT'lerin Hazine borcunda yıllara göre yaşanan artışı bir kez daha gözler önüne serdi. TCDD, uzun süredir elinde bulundurduğu 


en fazla Hazine borcu olan KİT olma unvanını yine kimseye kaptırmadı. Bakanlığın verilerine göre, 31 Mart itibarıyla dört adet KİT’in toplam Hazine borcu, 6 milyar 834 milyon 516 bin TL’ye ulaştı. KİT'lerin Hazine borçlarına göre sıralandığı listede TCDD, 5 milyar 981 milyon 426 bin TL’lik borç ile ilk sırada yer alırken diğer KİT’lerin borç bakiyeleri şöyle sıralandı: •TEİAŞ: 732 milyon 42 bin TL •EÜAŞ: 107 milyon 880 bin TL •BOTAŞ: 13 milyon 169 bin TL.

Share:

25 Haziran 2023 Pazar

Faturalardaki artış onları bile bezdirdi

 

Elektrik

Yurttaşa tasarruf öğütleyen iktidar geçen yıl 42,8 milyar TL’lik ödenek üstü harcama ile toplam 257,6 milyar TL’lik mal ve hizmet alım giderine imza attı. Mal ve hizmet alım giderinde 2021’e oranla geçen yıl yüzde 93’lük artış yaşanmasının gerekçesi ise “Elektrik, akaryakıt ve ücretlerdeki genel artış” oldu. Ekonomik kriz karşısında yurttaşa, “Kemer sıkmayı” öğütleyen, asla uyulmayan tasarruf genelgeleri yayımlayan iktidar, harcama alışkanlıklarını ise değiştirmedi. Cumhurbaşkanlığı Genel Faaliyet Raporu’na göre, mal ve hizmet harcamaları için 2022’de ayrılan 214,8  milyar TL ödenekten 42,8 milyar TL daha fazla harcama yapıldı. 


Öngörülenin üzerinde harcamaya, “Elektrik, akaryakıt ve girdi fiyatları ile ücretler genel seviyesindeki artış” gerekçe gösterildi. Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan imzasıyla yayımlanan ve kamunun harcamalarına kısıtlama getiren hemen her tasarruf genelgesi, bakanlıklar ve AKP’li yerel yönetimler tarafından delik deşik edildi. Birbiri ardına yayımlanan genelgeler kâğıt üzerinde bırakılırken yurttaşa tasarruf öğütleyen iktidar, kendi harcamalarını ise asla kısmadı. Cumhurbaşkanlığı Genel Faaliyet Raporu da iktidarın harcamalarındaki rekor artışı gözler önüne serdi. Rapora göre, mal ve hizmet alımı için 2022 yılında 214 milyar 814 milyon TL ödenek öngörüldü. 


Yıl içerisinde yapılan ödenek eklemeleri ile birlikte toplam ödenek 279 milyar 783 milyon TL’ye çıkarıldı. 31 Aralık 2022 itibarıyla mal ve hizmet alımı ödeneğinden yapılan toplam harcama ise 257 milyar 660 milyon TL olarak gerçekleşti. Mal ve hizmet alım giderlerinin öngörülenin üzerinde gerçekleşmesinin nedeni ise “Elektrik, akaryakıt ve girdi fiyatları ile ücretler genel seviyesindeki artışlardan kaynaklı olarak tüketime yönelik mal ve malzeme alımları, görev giderleri ve hizmet alımlarındaki artışlar” olarak açıklandı.

Share:

24 Haziran 2023 Cumartesi

Ekonomiye güven haziranda azaldı

 

Ekonomi

Türkiye'de "açlık sınırı", bir bireyin veya ailenin temel gıda ve gıda dışı kalemleri karşılayabilmesi için gereken asgari gelir miktarını ifade eden bir kavramdır. Eşik, her hanenin büyüklüğüne ve bileşimine bağlı olarak değişir. Bu konu, Türkiye'de geçim mücadelesi veren milyonlarca insanın yaşam koşullarına ışık tutması açısından önemlidir. Bu yazıda Türkiye'deki "açlık sınırı"nı etkileyen faktörleri, bunun sonuçlarını ve olası çözümlerini inceleyeceğim. Açlık sınırının belirlenmesinde ekonomik durum hayati bir rol oynar. Yüksek enflasyon oranları satın alma gücünü düşürerek ailelerin temel ihtiyaçlarını karşılamalarını zorlaştırıyor. 


İşsizlik ve gelir eşitsizliği de Türkiye'deki yoksulluk seviyelerine önemli ölçüde katkıda bulunuyor. Eğitim, sağlık, barınma gibi sosyal faktörler de bireyin yoksulluktan kurtulma yeteneğini etkileyebilir. "Açlık sınırının" altında yaşamanın, bireylerin, özellikle de sağlıklı büyüme için doğru beslenmeye ihtiyaç duyan çocukların fiziksel ve psikolojik iyilik hali üzerinde yıkıcı sonuçları vardır. Yoksulluk, büyüme geriliği ve hatta ölüm gibi kronik hastalıklara yol açabilen yetersiz beslenme ile bağlantılıdır. Bu konuyu etkili bir şekilde ele almak için, iş eğitimi girişimleri yoluyla doğrudan veya dolaylı olarak mali yardım sağlayarak yerel ve ulusal düzeylerde sosyal refah programları uygulanmalıdır. İstihdam yaratmayı amaçlayan hükümet politikaları, 


yoksulluk sınırının altında mücadele edenlerin gelirlerini artırmaya yardımcı olacak istihdam fırsatları sunacaktır. Son olarak, eğitime yatırım yapmak, bireyleri genel yaşam standartlarını iyileştirirken istihdam edilebilirlik beklentilerini iyileştirebilecek becerilerle donatarak uzun vadeli faydalar sağlayacaktır. Sonuç olarak, yoksulluk seviyelerinin düşürülmesi bugün Türkiye'nin en önemli sorunlarından biri olmaya devam etmektedir; gıda gibi temel ihtiyaç maddelerine erişimin sağlanması bir lüksten ziyade temel bir insan hakkı olarak görülmelidir. "Açlık sınırı" sorununu ele almak için, hem ekonomik hem de sosyal faktörlerin politika yapıcılar tarafından dikkate alınması gerekir.

Share:

Etiketler

blog Arşivi