21 Mayıs 2023 Pazar

Erdoğan ismi ateşe benzin oldu

 

benzin

İktidarın uyguladığı ekonomi politikaları patladı. TCMB’nin ‘dost’ ülkelerden gelen para ile dolu net rezervleri son 21 yılın en düşük seviyesine gerileyerek 2 milyar dolar seviyesine indi. Döviz talebini engellemek için atılan tüm adımlar ekonomiyi derinden sarstı. Ekonomistler Erdoğan iktidarının devam etmesi durumunda durgunluk ve işsizlik yaşanacağını söyledi. Referanduma dönüşen Cumhurbaşkanlığı seçimlerine yaklaşık bir hafta kaldı. Ancak seçimlerin ilk turda sonuçlanmasını bekleyen piyasalarda işler karıştı. 


Merkez Bankası’nın pazartesi gününden bu yana aldığı kararlar bankacılık sistemini kilitledi. Döviz kurunu durdurmak için rezervlere sarılan TCMB’nin atacak kurşunu kalmadı. Swap anlaşmalarının da yer aldığı net rezervler son 21 yılın en düşük seviyesine indi. CDS ikinci turla yükselişe geçti. İktidarın gidecek yolu kalmadı, ekonomistlere göre ekonomik durgunluk ve işsizlik kapıda. İktidar, uzun süredir tüm ekonomiyi döviz kurundaki artışa bağladı. 


Kurlar artmasın diye atılan adımlar işlerin daha da kötüye gitmesine neden oldu. Bugüne kadar rezervler, arka kapıdan döviz satışları ve Kur Korumalı Mevduat (KKM) aracılığıyla döviz kurları tutulmaya çalışıldı. KKM’nin faizinin yüzde 50’ye dayanması ise baskı ile yönlendirmeye neden oluyor. Son haftalarda rekor girişler yaşandı. 


Yılın başında toplam 73,2 milyar dolar olan KKM hacmi 12 Mayıs kapanışı itibarıyla 119,9 milyar dolara ulaştı. TCMB’nin en büyük silahı rezervlerdi. Ancak ilk gözden çıkarılan ve kuru tutmak için harcanan rezervler dip seviyeyi gördü. Brüt rezervlerde seçim öncesi haftada salgın döneminden bu yana en sert düşüş izlenirken net rezervler de 21 yılın en düşük seviyesine geriledi.

Share:

20 Mayıs 2023 Cumartesi

Merkez Bankası, kararın bankacılık sistemini kilitlemesi üzerine geri adım attı

Bankalar

 Döviz ve altın talebinin önüne geçmek için atılan adımlarla baskı altına alınan bankalar nakit avans çekimini durdurdu. Merkez Bankası, kararın bankacılık sistemini kilitlemesi üzerine geri adım attı, ancak avansa sınır getirdi. 
Cumhur İttifakı adayı Recep Tayyip Erdoğan’ın beklenenin üzerinde bir oy performansı göstermesi ve seçimin ikinci tura kalmasının ardından, mevcut ekonomi politikalarının devam edeceği endişesi finansal piyasalarda sancılı bir bekleşiye neden oldu. Seçimin ikinci tura kalması ve belirsizliğin artmasıyla birlikte Türkiye'nin 5 yıllık risk primi (CDS) 7 ayın zirvesine çıkarak 700 puana dayandı. 


TL, dolar karşısında tüm zamanların en düşük seviyesine geriledi ve 19,78’i gördü. Bankaların ABD doları alış ve satış fiyatları arasındaki fark da 2 TL’nin üzerine çıktı. Merkez Bankası (MB) TL'deki değer kaybının önüne geçmek ve dövize talebi frenlemek için haftanın ilk üç gününde yeni adımlar attı. Tüketiciler uzun süredir ucuz borçlanma kanalı olarak görülen nakit avansa yönelmişti. Bankalar mevduata yıllık yüzde 40’a yakın faiz verirken kredi kartından nakit avansı aylık yüzde 1,36 faizle veriliyordu. Artan nakit avans kullanımının ardından MB, kredi kartı belirli bir limitin üzerinde olanlar için kredi kartı vasıtasıyla yapılan nakit çekim ve kuyum harcamalarının kredi türüne yüzde 30 oranında menkul kıymet tesisine tabi olmasını kararlaştırmıştı. 


Bankalar kredi faizlerini kendileri belirlerken kredi kartına uygulanan faiz oranı ise Merkez Bankası tarafından belirleniyor. Bu da son dönemde bankaların nakit avanstan kâr edememeye başlamasına yol açtı. Uzun süredir 14 Mayıs seçimlerini bekleyen bankacılık sektörü, bu kararın ardından kredileri durdurma kararı aldı. Bu da bankacılık sisteminin kilitlenmesine neden oldu. 


Bankaların bu hamlesinin ardından Merkez Bankası’ndan geri adım geldi. BloombergHT’nin haberine göre kredili mevduat hesabı kredilerine menkul kıymet tesisinde 15 bin TL'nin üzeri dikkate alınacak ve menkul kıymet düzenlemesinde 15 bin liraya kadar kredi kartı nakit avans ve kuyum harcamalarına istisna getirildi. Konut, taşıt, tica­ri ve ihtiyaç kredilerinde de işler karıştı. Bankacılık kay­naklarının verdiği bil­giye göre, seçim öncesinde, MB’nın sözlü talimatı sonrasında kamu bankalarının 250 bin lira ile konut kredileri­ni sınırlaması sonrasında çoğu özel bankanın kredileri karşıla­ma noktasında 29 Mayıs’a kadar adeta frene bastığı öğrenildi. 
Share:

19 Mayıs 2023 Cuma

Adıyaman’da ağır hasarlı bina kendiliğinden çöktü

 

Adıyaman

Adıyaman’da depremde ağır hasar alan 3 katlı bina, kendiliğinden çöktü. Binanın çevresinde kimsenin olmadığı tespit edildi. Bölgeye giden ekipler, her ihtimale karşı arama kurtarma çalışması yaptı. Adıyaman’da depremde ağır hasar alan 3 katlı bina, yoğun yağış sonrası kendiliğinden çöktü. Olay, saat 22.00 sıralarında Adıyaman merkez Kayalık Mahallesi'nde yaşandı. Kahramanmaraş merkezli depremde hasar alan 3 katlı bina yağışın da etkisiyle yerle bir oldu. Olay sonrası bölgeye çok sayıda arama kurtarma, polis ve sağlık ekibi sevk edildi. 


Jandarma arama kurtarma ekipleri ile AFAD ekipleri çöken binanın enkazına girdi. Enkaz altında canlı olma ihtimaline karşı yapılan aramalarda ölen ya da yaralanan kimseye rastlanılmazken olay öncesi bina önüne park edilen bir araç ise enkaz altında kalarak kullanılmaz hale geldi. Enkaz altında kalan aracın çıkarılması sonrası çalışmalarını tamamlayan ekipler olay yerinden ayrıldı. Birçok bölgede arama ve kurtarma çalışmaların yürütüldüğü selin ardından bölgedeki son duruma ilişkin bilgi veren İçişleri Bakanı Süleyman Soylu, sel nedeniyle Adıyaman'da 2, Şanlıurfa'da 16 kişinin yaşamını yitirdiğini bildirdi. Şanlıurfa'da şebekeye ilk gelen suyun, 


sadece kullanma suyu olarak değerlendirilmesi gerektiğine dikkati çeken Soylu, "Biz, içme suyu takviyelerini yapacağız" dedi. Soylu'nun açıklamalarından öne çıkanlar şöyle: Birçok bölgede arama ve kurtarma çalışmaların yürütüldüğü selin ardından bölgedeki son duruma ilişkin bilgi veren İçişleri Bakanı Süleyman Soylu, sel nedeniyle Adıyaman'da 2, Şanlıurfa'da 16 kişinin yaşamını yitirdiğini bildirdi. Şanlıurfa'da şebekeye ilk gelen suyun, sadece kullanma suyu olarak değerlendirilmesi gerektiğine dikkati çeken Soylu, "Biz, içme suyu takviyelerini yapacağız" dedi.

Share:

18 Mayıs 2023 Perşembe

Asgari ücret zammı seçimden önce açıklanabilir

Asgari ücret

Asgari ücret, Türkiye'deki en düşük ücret seviyesini belirleyen bir kavramdır. Çalışanların minimum yaşam standardını sağlamak için devlet tarafından belirlenmiştir. Bu ücret, Türkiye İstatistik Kurumu'nun belirlediği yaşam maliyeti endeksine göre her yıl yeniden belirlenmektedir. 2021 yılında asgari ücret, brüt 3.577 TL, net 2.825 TL olarak belirlenmiştir. Bu ücret, Türkiye'deki birçok çalışan için geçimlerini sağlamakta yetersiz hale gelmektedir. Özellikle büyük şehirlerde yaşayanlar için, asgari ücretin yetersizliği daha da açık bir şekilde görülmektedir. Asgari ücretin yetersizliği, çalışanların maddi zorluklar yaşamasına neden olurken, aynı zamanda ülke ekonomisine de olumsuz etkiler yaratmaktadır. 


Düşük ücretler, çalışanların motivasyonunu azaltırken, işletmelerin de kaliteli işgücü bulmasını zorlaştırmaktadır. Bu durum, üretkenliği ve rekabet gücünü düşürerek, ekonomik büyüme potansiyelini de sınırlamaktadır. Asgari ücretin artırılması, çalışanların yaşam standartlarını yükseltirken, aynı zamanda ekonomik büyümeyi de destekleyecektir. Daha yüksek ücretler, çalışanların motivasyonunu artırırken, daha kaliteli işgücü de çekilmesine yardımcı olur. Bu da, işletmelerin daha yüksek üretkenlik ve rekabet gücü sağlamasına olanak tanır. Asgari ücretin artırılması, ancak dengeli bir şekilde yapılmalıdır. İşletmelerin de maliyetlerini karşılayabilecekleri bir seviyede olmalıdır. 


Bu nedenle, asgari ücretin artırılması, aynı zamanda vergi reformları ve işletmelerin maliyetlerinin düşürülmesi gibi diğer ekonomik politikalarla birlikte ele alınmalıdır. Sonuç olarak, asgari ücret Türkiye'deki çalışanların yaşam standartlarını belirlerken, aynı zamanda ülke ekonomisine de etki eden önemli bir kavramdır. Düşük ücretler, çalışanların maddi zorluklar yaşamasına neden olurken, yüksek ücretler ise işletmelerin maliyetlerini artırabilir. Bu nedenle, asgari ücretin artırılması, dengeli bir şekilde yapılmalı ve diğer ekonomik politikalarla birlikte ele alınmalıdır.

Share:

17 Mayıs 2023 Çarşamba

Yılın ilk çeyreğinde işsizlik oranı tek haneye geriledi

işsizlik

İşsizlik oranındaki artış, ekonomik, teknolojik ve küreselleşme faktörlerinin birleşimi nedeniyle son yıllarda dünya genelinde büyük bir sorun haline gelmiştir. İnsanların işlerini kaybetmeleri, kişisel, toplumsal ve ekonomik etkilere neden olur. Bu makalede, işsizliğin nedenlerini, etkilerini ve çözümlerini ele alacağız. İşsizlik oranındaki artış, işsiz olan insanların sayısının artması anlamına gelir. Genellikle, işsizlik oranı, bir ülkedeki işsiz insan sayısının, işgücüne dahil olan insanların yüzdesi olarak ifade edilir.İşsizliğin nedenleri oldukça çeşitlidir ve genellikle ekonomik, teknolojik ve küreselleşme faktörleriyle ilişkilendirilir. 


Ekonomik faktörler arasında, düşük ekonomik büyüme, düşük talep, yüksek enflasyon, yüksek faiz oranları, işletme maliyetlerinde artış ve düşük yatırım seviyeleri yer alır. Teknolojik faktörler arasında, otomasyon, robotik ve yapay zeka gibi teknolojik ilerlemeler yer alır. Bu faktörler, birçok sektörde işgücü talebini azaltabilir ve işsizliği artırabilir. Küreselleşme faktörleri arasında, düşük üretim maliyetleri için üretimin yurtdışına taşınması, dış rekabet ve ithalatın artması yer alır. Bu faktörler, birçok yerli işletmenin iflas etmesine ve işsizliğin artmasına neden olabilir. 


İşsizlik, birçok kişi ve toplum üzerinde olumsuz etkilere sahiptir. Kişisel etkiler arasında, madde bağımlılığı, psikolojik sorunlar ve sosyal dışlanma yer alır. İşsiz kalan insanlar, maddi sıkıntılarla mücadele etmek zorunda kalabilir ve kendilerini yalnız hissedebilirler. Toplumsal etkiler arasında, yoksulluk, suç oranlarının artması ve toplumsal huzursuzluk yer alır. İşsizlik oranındaki artış, toplumun genel refahını olumsuz yönde etkileyebilir. Ekonomik etkiler arasında, düşük tüketim, düşük büyüme ve düşük vergi gelirleri yer alır. İşsizlik oranındaki artış, ekonomik büyümeyi yavaşlatabilir ve hükümetlerin gelirlerini azaltabilir. İşsizliğin çözümü, hükümetler, işverenler ve bireyler tarafından alınan bir dizi önlemle mümkündür. 


Hükümetler, işsizliği azaltmak için bir dizi politika uygulayabilirler. Bu politikalar arasında, işgücü eğitimi, işsizlik sigortası, vergi indirimleri ve kamu yatırımları yer alır. İşverenler, işsizliği azaltmak için birtakım adımlar atabilirler. Bu adımlar arasında, işletme maliyetlerinde düşüş sağlamak, işgücü talebini artırmak ve işletmeler arasında işbirliği yapmak yer alır. Bireyler, işsizliği azaltmak için eğitim ve yeniden eğitim almaya teşvik edilebilirler. Bu, işgücü talebi olan sektörlere uygun beceriler kazanmalarına yardımcı olabilir.İşsizlik oranındaki artış, insanlar üzerinde olumsuz etkilere neden olabilir. Ancak, hükümetler, işverenler ve bireyler tarafından alınan önlemlerle, işsizliği azaltmak mümkündür.

Share:

Etiketler

blog Arşivi

Rastgele Gönderiler

Bizi RSS'de takip edin