6 Mayıs 2023 Cumartesi

İktidar afeti yönetemedi. bölgedeki plansızlık ilk günkü gibi devam ediyor

 

afet

Maraş merkezli 6 Şubat depremlerinin üzerinden 3 ay geçmesine karşın bölgedeki plansızlık ilk günkü gibi devam ediyor. Uzmanlar, afet bölgesindeki planlamanın halktan uzak olarak İstanbul’dan çizilmesine tepki gösteriyor. Maraş merkezli depremlerin üzerinden 3 ay geçti fakat afetin vurduğu kentlerdeki sorunlar hâlâ devam ediyor. Bölgede çadır, su, gıda ve hijyen malzemesi ihtiyacı da ilk günkü gibi sürüyor. Kaldırılan enkazlar yurttaşların yaşam alanlarına dökülüyor. 


Afet sonrası kaybolan birçok yurttaşın ise akıbeti belirsiz. Ağır bilanço karşısında iktidar kanadından istifa gelmezken, afetin bütün yükü binayı yapan müteahhitlere bırakıldı ve soruşturmalar başlatıldı. Depremin ardından toplanan 115 Milyar TL’nin akıbeti bilinmezken ‘Devlet nerede?’ sorusu da güncelliğini koruyor. AKP’li Cumhurbaşkanı Erdoğan, 1 yıl içinde kentleri ayağı kaldıracağını söylemesine karşın adımlar atılmadı. 


İhaleler Saray’ın müteahhitlerine verilmeye başlandı. Şehir planı halkın görüşleri alınmadan İstanbul’da düzenlenen toplantılarla belirleniyor. Bölgedeki binalar yerle bir oldu. Yıkılan binaların çoğunda kolon kesildiği ya da malzeme çalındığı tespit edildi. Uzmanlar, yapıların kolon ve kiriş gibi taşıyıcı sistemlerine yasadışı şekilde gerçekleştirilen müdahaleler ve binalarda potansiyel çökme riskini artıran tadilatlara karşı uyarıda bulundu fakat uyarıların dikkate alınmadığı belirlendi. 


Binalara verilen bilirkişi raporlarında da şaibeler tespit edildi. Depremin ilk gününden bu yana barınma sorununa çözüm getirilemedi. Çadırlara ulaşmakta zorlanan yurttaşlar, konteynerlere taşınamadı. AFAD’ın çadır kent olarak belirlediği alanlarda zeminlerin incelenmediği ve yağışlarda çadırların su çektiği belirlendi. Kızılay ve AFAD bölgedeki çalışmalarında yetersiz kaldı. Kızılay yardım olarak tedarik etmesi gereken çadırları satarak süreci ticarete döktü.

Share:

5 Mayıs 2023 Cuma

Olmaz böyle zam

 

Çay

Erdoğan’ın yaş çay alım fiyatını 11 lira 30 kuruş olarak açıklamasına tepkiler büyüyor. Üretici Ertaş, “Gübre ve işçi parasını karşılamıyor. Böyle zam istemiyoruz” dedi. Gıda İş’in açıklamasında üreticinin terk edildiği belirtildi. AKP'li Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın yaş çay alım fiyatını kilo başına 11 lira 30 kuruş olarak açıklamasına üreticilerin tepkisi sürüyor. Yalnızca ÇAYKUR’un bu fiyattan alım yaptığını ve özel fabrikaların fiyatı 6 liraya kadar düşürebileceğini belirten üreticiler, masrafları hesaplandığında çayın kendini kurtarmadığına dikkat çekti. Açıklanan fiyatın üreticiye değil özel fabrikalara yarayacağını aktaran Rize Fındıklı’da çay üreticiliği yapan Emine Ertaş, zarar edeceklerini söyledi. 


Çay fiyatının, gübre fiyatından düşük olduğunu vurgulayan Ertaş, “Çok zarar edeceğiz. Verilen fiyat gübreden düşük. İşçiler ton başına 4 bin 500 lira istiyor. Sen işçiyi köye çıkaracaksın, yemeğini vereceksin, geri merkeze bırakacaksın bunlar da masraf. Hiçbir şekilde karşılamıyor. Biz gübrenin 15 bin 500 liradan aldık tonunu. Bazı insanlar daha ne istiyorsunuz diyor ama uygun bir fiyat değil” dedi. Özel fabrikaların kazanacağının ama üreticinin yine yoksulluğa terk edildiğini ifade eden Ertaş, “Fabrikalar kazanır böylece. Özel fabrikalar ne yapıyor? 


Devlet 11 lira diyor ama özel fabrikalar ilk olarak 8 liradan, 6 liradan çay alacak. Üretici zarar edecek. O çay yine toplanacak ve hiçbir şeyi karşılamayacak” diye konuştu. Ertaş şunları dile getirdi: “Özel fabrikalara 8 liradan versek gübresiydi, işçisiydi derken 11 lira bile 5 liraya düşüyor. Bizim memlekette çay var, çayla geçiniyoruz. Toplasak tek başımıza yapamıyoruz. Bu zamana kadar eşimle topluyorduk ama artık tek başına olmuyor. Islak yerde çay topluyoruz, o da zorluyor. Böyle bir zammı istemiyoruz. Buna tepki göstereceğiz.”

Share:

4 Mayıs 2023 Perşembe

Enflasyonun Amansız Yükselişi: 52 Aylık Genel Bakış

 

Enflasyon

Enflasyon, hem bireylerin hem de işletmelerin satın alma gücünü etkileyen önemli bir ekonomik göstergedir. Genel ekonomik istikrar üzerinde doğrudan etkileri olan ekonomik bir olgudur ve 52 aydır devam eden yükselişi artık daha yakından incelenmeyi gerektirmektedir. Bu blog yazısı, enflasyondaki bu amansız yükselişe katkıda bulunan faktörleri, ekonomi için potansiyel sonuçları ve etkisini azaltmak için alınabilecek olası önlemleri tartışmayı amaçlamaktadır. Geçtiğimiz 52 ay boyunca enflasyon oranı istikrarlı bir şekilde yukarı yönlü bir seyir izlemiştir. 


Çalışma İstatistikleri Bürosu verilerine göre, kentsel tüketicilerin bir mal ve hizmet sepeti için ödediği fiyatlardaki ortalama değişimi ölçen Tüketici Fiyat Endeksi (TÜFE) istikrarlı bir şekilde yükselmektedir. Bu durum temel olarak girdi maliyetlerinde süregelen artışlar, mal ve hizmetlere yönelik artan talep ve genişlemeci para politikaları gibi çeşitli faktörlerden kaynaklanmaktadır. Girdi Maliyetlerindeki Artış: Enflasyondaki yükselişin başlıca nedenlerinden biri girdi maliyetlerindeki istikrarlı artıştır. Hammadde fiyatları, 


işgücü maliyetleri ve diğer üretim giderleri artmakta, bu da işletmeler için daha yüksek maliyetlere yol açmaktadır. Sonuç olarak, bu artan maliyetler tüketicilere daha yüksek mal ve hizmet fiyatları şeklinde yansımaktadır. Mal ve Hizmetlere Daha Yüksek Talep: Küresel ekonomi COVID-19 salgınının neden olduğu durgunluktan çıkmaya başlamıştır. Bu toparlanmayla birlikte tüketici harcamalarında bir artış yaşanmış, bu da mal ve hizmetlere olan talebin artmasına yol açmıştır. Sonuç olarak, işletmeler artan talep nedeniyle fiyatlarını yükseltebilmiş ve enflasyondaki artışa katkıda bulunmuştur.

Share:

3 Mayıs 2023 Çarşamba

Yıllık enflasyon geriledi, aylık artış serisi devam etti

 

Yıllık enflasyon

Son yıllarda Türkiye, yüksek enflasyon oranlarıyla mücadele ediyor ve bu da birçok vatandaş için ekonomik istikrarsızlığa ve sıkıntıya neden oluyor. Ancak, yıllık enflasyon oranı düştüğü için ufukta bazı iyi haberler var. Türkiye İstatistik Kurumu'na göre yıllık enflasyon oranı Şubat 2021'de %15,61'den Mart 2021'de %16,19'a düştü. Bu düşüş Türkiye ekonomisi için 


olumlu bir işaret ve ülkenin finansal istikrarına olan güvenin artmasına neden olabilir. Enflasyondaki bu düşüş doğru yönde atılmış bir adım olsa da, uzun vadeli ekonomik istikrarın sağlanması için daha yapılacak çok iş var. Türk hükümeti, sürdürülebilir ekonomik büyümeyi teşvik eden ve enflasyonun temel nedenlerini ele alan politikaları 


uygulamaya devam etmelidir. Sonuç olarak, son dönemde yıllık enflasyon oranındaki düşüş Türkiye ekonomisi için olumlu bir gelişmedir. Ancak, uyanık kalmak ve uzun vadeli ekonomik istikrar için çalışmaya devam etmek önemlidir. Etkili politikalar uygulayarak ve enflasyonun temel nedenlerini ele alarak Türkiye vatandaşları için daha müreffeh bir gelecek yaratabilir.

Share:

2 Mayıs 2023 Salı

Hazine 22,7 milyar lira borçlandı

Hazine


Hazine, geçtiğimiz günlerde yaptığı 10 yıl ve 12 ay vadeli iki devlet tahvili ihalesiyle iç piyasadan 22,7 milyar lira borçlandı. Bu borçlanma, hükümetin COVID-19 salgınının neden olduğu ekonomik zorluklar arasında bütçe açığını finanse etme çabalarının bir parçasıdır. Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası'nın açıkladığı verilere göre, geçen yılın aynı döneminde 72 milyar lira olan ülkenin 


bütçe açığı bu yılın ilk sekiz ayında 123 milyar liraya ulaştı. Artan borçlanma, enflasyon oranlarının yükselmeye devam etmesi ve yabancı yatırımcıların Türkiye'nin ekonomik istikrarından endişe duymasıyla ortaya çıkıyor. Hükümet ayrıca para politikasını idare ettiği ve piyasa işlemlerine çok fazla müdahale ettiği için eleştirildi. Ancak bu zorluklara rağmen, teknoloji ve 


yenilenebilir enerji gibi belirli sektörlerde Türkiye ekonomisinin ilerlemesine yardımcı olabilecek büyüme fırsatları hala mevcuttur. Hazine ve Maliye Bakanlığı, bugün düzenlediği 2 tahvil ihalesinde 22 milyar 668,8 milyon lira borçlanmaya gitti. Bakanlık ilk ihalede, 5 yıl (1764 gün) vadeli, 3 ayda (91 gün) bir kupon ödemeli TLREF'e endeksli devlet tahvilini yeniden ihraç etti. İhalede dönemsel faiz yüzde 3,49 oldu.

Share:

Etiketler

blog Arşivi

Rastgele Gönderiler

Bizi RSS'de takip edin